Yaşam

Bir kişinin çok daha fazla konuştuğu ilişkilerde denge nasıl…

Geçenlerde bir restoranda evli bir çiftin yanına oturdum. Yemeğin büyük bir kısmında kadın sürekli çocuklarından, yaşlı ebeveyninden ve yaklaşan tatilden bahsetti. Kocası başını salladı, gülümsedi ve hatta kolunu okşadı. Ama neredeyse tek kelime etmedi.

Bir saatten fazla bir süre sonra kadın aniden konuşmayı kesti, ona ters ters baktı ve “LÜTFEN BİR ŞEY SÖYLER MİSİN?!” dedi. “Sessizliğin beni deli ediyor…”

Bu size bir yerden tanıdık geldi mi?

Evet, pek çok ilişkide bir kişi diğerinden daha az konuşur ve bu gayet iyi sonuç verebilir. Sessiz tipler genellikle konuşkan partnerlerden hoşlanır çünkü tüm konuşma yükünü onlar çeker. Bazı konuşkan kişiler ise kendi sesini dinlemekten son derece mutlu olur.

Ancak bir çift bütünüyle konuşmacı-dinleyici dinamiğine girdiğinde bazen gerginlikler alevlenebilir. Konuşkanlar, ilişkide bilgilendirme, eğlendirme ve bağlantı kurma işlerini yapmaktan yorulabilir. Sessiz partnerler yanlış anlaşıldıklarını hissettiklerinde ya da bir kelime bile edemediklerinde hüsrana uğrayabilir. Ve her ikisi de sonunda sıkılabilir.

Kimi zaman konuşma hızındaki fark da sorun olabiliyor

 

İyi haber şu ki hem psikologlar hem de dilbilimciler bu tür iletişim biçimine sahip çiftlerin yeniden denge sağlamasının mümkün olduğunu söylüyor. Ancak bunun için biraz çalışmak gerekiyor, özellikle de kilit bir konuda: Konuşma molası.

Konuşma tarzımız, içinde büyüdüğümüz aile ve kültürden etkileniyor. Elbette kişilik de önemli bir rol oynuyor. Bazı insanlar doğuştan konuşkan ve ben de onlardan biriyim. Küçükken babam bana sık sık şöyle derdi: “Bir ağaçla bile konuşabilirsin!” (Ki haklı, gerçekten bazen konuşuyorum. )

Georgetown Üniversitesi’nde dilbilim profesörü olan ve iletişim üzerine çok sayıda kitabın yazarı Deborah Tannen, konuşkanlar için konuşmanın ilişkiyi bir arada tutan yapıştırıcı olduğunu söylüyor. Diğer kişiye yakın olmak için konuşuyorlar, duygularını konuşma yoluyla dışa vuruyorlar. Ve eğer partnerleri pek yanıt vermezse, bunu bir reddedilme ya da ilişkinin bocalaması gibi görebiliyorlar.

Sessiz tipler ise genellikle bu durum karşısında şaşırıyor. Genellikle duygularını kendi içlerinde yaşıyorlar ve onları dışa vurmaya çok daha az ihtiyaç duyuyorlar. Onlar için konuşmak sadece bilgi aktarmanın bir yolu ve birlikte olmak kendilerini partnerlerine yakın hissetmeleri için yeterli.

Uzmanlara göre, çiftlerin bu dinamiği değiştirebilmesinin yolu, konuşmaya ara vermek. Geveze tipler daha az bekleme eğiliminde; partnerleri hemen söze girmezse onun konuşmak istemediğini düşünüyor ve konuşmaya devam ediyor.

Sessiz insanlar, düşüncelerini toparlamak için daha uzun süreye ihtiyaç duyabilir ve eğer böyle bir fırsat bulamazlarsa şöyle düşünebilir: “Söyleyeceklerimle ilgilenmiyorsun.”

Örneğin Laurie ve Barron Helgoe çifti için sorun yaratan şey konuşmanın hızı. Adam çok konuşan ve hemen yanıt bekleyen bir avukat. Kadın ise içe dönüklük üzerine bir kitap yazmış bir psikolog ve düşünmek için zamana ihtiyacı olduğunu söylüyor. Barron Helgoe şöyle diyor:

Bazen son sözümle sevgili eşimin cevabı arasında, gözle görülür bir şekilde yaşlandığımı hissediyorum.

Helgoe çifti 39 yıldır evli. İlişkilerinin başlarında Barron Helgoe karısının sessizliğini konuşmaya devam etmesi gerektiğine dair bir işaret olarak algılamış. Yıllar geçtikçe çift konuşmalarını dengelemeyi öğrenmiş. Kocası onun için çok hızlı konuştuğunda, Laurie Helgoe artık ‘mola’ işareti yapıyor. Ayrıca yanıt vermek için daha fazla zamana ihtiyacı olduğunda da bunu açıklıyor. Eşi ise cümlelerini kısaltmaya çalışıyor ve dinlemeye daha fazla özen gösteriyor.

Peki çiftler iletişimlerini nasıl dengeleyebilir? İşte uzmanlardan bazı ipuçları.

  • Farklılıklarınız hakkında konuşun

Dr. Tannen, kendinizi ve partnerinizi suçlamaktan uzak durmanız gerektiğini söylüyor. “Kimsenin tarzı tek başına doğru değildir. Ve uyumsuz bir konuşma temposu ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Ancak birbirinizin bakış açısını anlamanız gerekir” diyor.

  • Eğer sessiz olan sizseniz, araya girmeyi öğrenin

Konuşan kişi sizin bir duraklama beklediğinizi fark etmeyebilir, bu nedenle Dr. Tannen konuşmaya başlamak için kendinizi zorlamanızı öneriyor. “Konuşkanlar her zaman tüm konuşmayı yapmaya hevesli değildir” diyor. “Ve durduklarında şaşırabilirsiniz.”

  • Partnerinize onu dinlediğinizi hissettirin

Washington, D.C.’de çiftlerin iletişim sorunlarıyla başa çıkmalarına yardımcı olan lisanslı bir evlilik ve aile terapisti olan Marissa Nelson, partnerinize dinlediğinizi ve ilgili olduğunuzu göstermenin önemli olduğunu söylüyor. Basit bir “Seni duyuyorum” yeterli olacaktır.

Düşüncelerinizi toparlamak için daha fazla zamana ihtiyacınız olduğunu ifade etmek, partnerinize yavaşlaması gerektiğini hatırlatabilir. Ve elbette güven tazeleyici bir yaklaşım benimseyin.

  • Eğer konuşkan tarafsanız durun ve yediye kadar sayın

Konuşurken size yeterince uzun gelen bir ara sessiz partneriniz için çok kısa olabilir. Dr. Tannen eğer zorlanıyorsanız, yediye kadar saymayı denemenizi öneriyor.

Ayrıca basitçe şunu da sorabilirsiniz: “Söylemek istediğin bir şey var mı, yoksa devam edeyim mi?”

  • Kısa kesmeye çalışın

Konuşkan olan sizseniz daha kısa cümleler kurmayı deneyin ve konuşurken konuya bağlı kalmaya çalışın. Dr. Tannen, “Ayrıca ara sıra sessiz kalmak da iyidir” diyor ve “Partnerinizin araya girebilmesi için biraz boşluk bırakın” diye ekliyor.


Elizabeth Bernstein’ın New York Times’daki makalesinden Türkçeleştirildi.

SondakikaWorld CEO | Co Founder | Web Developer | Graphic Designer

Tepkiniz nedir?

İlgili Yazılar

1 of 10.888

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir