Günaydın

Müzik, sanat dünyasının ölü çocuğu değil!

Sinan Özedincik ile Sonat Bahar’ın sunduğu, A Para’da yayınlanan Biz Bize programına bu hafta Sinan Akçıl, Elif Buse Doğan, Aslı Hünel ve Serkan Çağrı konuk oldu. Deprem bölgesine giden ünlü isimler, yaşadıkları deneyimleri anlattı

SİNAN AKÇIL

Deprem sırasında uyumuyordum, anında haberim oldu. Şiddeti ilk duyduğumda bu kadar büyük acıya sebep olacağını tahmin etmiştim. Çünkü 1999’da 7.2 şiddetindeki İzmit depreminden biliyordum.

Duru ile birlikte ‘Şarttır Şarttır’ şarkımı beraber söyledik. Onun gözlerinin içinin gülmesi bütün şovlara bedel. Kızlar için ayrı erkekler için ayrı oyuncaklar almıştık. Araba koleksiyonu yapan bir çocuk vardı. Odasında kalmış, onlara götürdüğüm arabayla mutlu oldu. Yaptıklarımızı şov diye niteleyenlere de kızmıyorum. Allah herkese böyle şovlar nasip etsin.

İlk giden tanınmış kişi bendim. Öyle söylediler. Hatay, Kırıkhan, Antakya, İskenderun, Osmaniye ve Adana… Adana pek konuşulmuyor ama orada da 700’den fazla vefat vardı. Otellerde yer yoktu. Otelleri açmışlar insanlara. Bir aile beni ağırladı, kendi evlerinde Adana’da. Yardımlaşma konusunda sınıfı geçtik.

Kırıkhan’da 5.2 depremine yakalandık. İç huzursuzluk yaşadım. O huzursuzluk hali, bende iyidir, çünkü şarkı yazdırır bana. Aklıma geleni yazdım. ‘Elini Uzat’ı o gün yazdım. Her tıklanması AFAD’a gitsin dedik. 500 bin liraya yakın bir gelir yarattık.

Şarkı demekten korkar hale geldik. Şarkı sadece eğlence demek değil. Türküler, ağıtlar zaten bu dönemlerde yazılmış. Müzik; sanat dünyasının ölü çocuğu değil. Dizi devam ediyorsa, tiyatrolar açıldıysa müzik de başlamalı. Müzik, travmalar için en iyi yara iyileştiricisi.

Biz normalleşmezsek o insanları normalleştiremeyiz. Konserleri yapamazsak, işe yarayamayız. Biz gücümüzü mesleğimizi yapmaktan alıyoruz. Çocuklara sorsan bizi onlarla şarkı söylerken görmek isterler.

Bölgenin yapısına uygun mimariyle evler yapılacağını öğrendim, çok mutlu oldum. Bu deprem felaketinin beklenen İstanbul depremi için daha fazla bilinç yarattığını düşünüyorum. 99 depremi ders olmadı, bu kez bunun ders olmasını umuyorum.

ELİF BUSE DOĞAN

Ben de depremzedeyim, bitlenmesin diye saçlarımı kesmişlerdi

Ben o gün yurt dışından gelmiştim. Uyuyamamıştım. Haberleri görünce çok üzüldüm, sosyal medyada felaketin büyük olduğunu gördüm. Kocaeliliyim, 1999 depremini yaşadım. 6 yaşındaydım. Çadırda yaşamıştık. Çok yakınımı kaybetmiştim. O yüzden ben de depremzedeyim. Bitlenme olur diye saçım kesilmişti. Çikolata vermişlerdi.

Samsak Döveci vesilesiyle çocuklarla iletişimim başka boyuta taşındı. Onlara moral vermem gerektiğini düşündüm ve bölgeye gittim. Hatay ve Kahramanmaraş’ta çocuklarla vakit geçirdim, şarkılar söyledik. Travmayı hızlı şekilde atlatmaya yardımcı olan şeyler sanat ve müzik. Yani ben böyle bir durumda Samsak Döveci okuyamam ama orada çocuklarla birlikte okuyabiliyorum. Bu onlara umut aşılıyor benim de kendimi iyi hissetmemi sağlıyor.

Sosyal medyayla ya da müzik dinleyerek oyalanıyor birçoğu. ‘Maraş’taki konserine gelmiştim, şimdi senin şarkılarını dinliyorum’ diye yazmıştı biri.

9 yaşında Belinay diye bir kızla karşılaştım. 4-5 saat beraberdik, şarkılar söyledik. Gitar götüreceğim ona. Yardımları organize ediyorum. Artık yapmak istediklerimi ertelemeyeceğim.

ASLI HÜNEL

Unutanın kalbi kurusun

Ankara’da çekimim olacağı için arabayla başkente gidiyordum, deprem olduğunda yoldaydım. Eşim arayıp haber verdi depremi. Yer yerinden oynamış. Perişan olduk hepimiz. Hemen o bölgeye gitme isteği duyduk. Yemek yemek, uyumak bile ağrımıza gitti. ‘Ne parana, ne güzelliğine, ne şöhretine güven’ diye bir laf var ya, gerçekten o çadırlarda fabrikatörler de vardı, yoksullar da. Bir anda sıfırlanabilirsin.

Yıkılan evleri gördüm ve müteahhitler malzemeden nasıl çalışmışlar aklım almıyor, un ufak olmuş beton. Bunu unutanın kalbi kurusun. Kalbim hiç böyle acımamıştı.

Bölgede yaşadıklarımızı unutmam çok zor. Bir düğün davetiyesi gördüm, gelin damat ölmüş, davetiye kalmış. Ne acı!

Bizi gördüklerine inanamadılar. ‘Sizi izliyorduk, bizi yalnız bırakmadığınız için çok teşekkür ederiz’ dediler. Tanımadığım onlarca insana sarıldım. İşe yaradığımı hissettim.

SERKAN ÇAĞRI

Kumbarasını boşaltan çocukların hakkını zor öderiz

Depremin olduğu saatler uyanmıştım, sosyal medyada gördüm. Baktığımda bu kadar büyük bir deprem olduğunu anlamadık tabii ki ama gelen detaylar arttıkça yıkımın büyük olduğunu anladık. Buradan kopmamız mümkün değil. Bu saatten sonra alabileceğimiz ne kadar önlem varsa, yapılacak ne varsa yapmalıyız.

İlk gün itibariyle göçük altında kalanları gördükçe hepimiz koşmak istedik ama kaçımızın ilk yardım eğitimi var. Bilinçsizce gelmeyin dediler. Vicdanımızı rahatlatmak için yardım kolilerine doluştuk. Yardım için kumbarasını boşaltan çocukların hakkını zor öderiz. Bölgede çocukların gülen yüzünü asla unutmayacağım.

Çadırların üstüne resim çizdik. Ne çiziyor diye dikkat ettim, içlerinde çok büyük sevgi var. Suriyeli bir kız çocuğu vardı. Suriye ile Türkiye bayrağını yan yana çizmiş. Suriyeli olduğunu hissettirmemeye çalışıyordu. Çok etkilendim. ‘Yarın gelecek misin?’ diye sordu ama dönüp bile bakamadım. Dönersem o bağı koparamayacaktım.

SondakikaWorld CEO | Co Founder | Web Developer | Graphic Designer

Tepkiniz nedir?

İlgili Yazılar

1 of 10.896

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir