Günaydın

Törende mavi kurdeleyle deprem vurgusu

İngiliz Sinema ve Televizyon Sanatları Akademisi Ödülleri’nin (BAFTA) 76’ncısı geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Tören, bu yıl bizim için özel izler taşıyordu. Gecede 6 Şubat’ta ülkemizde meydana gelen iki büyük deprem önemli isimlerce anıldı. Gecede iyilik hareketini başlatan isim ‘Tar’ filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazanan Cate Blanchett oldu. Uzun yıllar Birleşmiş Milletler Mülteci Organizasyonu’nda İyi Niyet Elçiliği yapan Blanchett yakasına mavi bir kurdele iliştirmiş, geceye katılacak olan yakın dostlarından da bu kurdeleyi takmalarını rica etmiş. Mavi kurdele ülkemizde meydana gelen ve Suriye’yi de etkileyen deprem felaketini simgeliyor. Çok ince bir hareket. Ayrıca gecede ödül alan ‘Aftersun’ filminin yazarı ve yönetmeni Charlotte Wells de ödül konuşmasında ülkemizdeki depreme ve yardımlara dikkat çekti.

Dördüncü kez BAFTA ödülünü kazanmış olan Blanchett gecede sürdürülebilir şıklığa imzasını bir kez daha attı. Maison Margiela marka elbisesi ve Louis Vuitton imzalı inci gerdanlığıyla son derece klas görünüyordu. Sürdürülebilir şıklık olarak nitelendirmemin sebebi ise Blanchett’in 2015 yılı Oscar töreninde giydiği elbiseyi ufak yeniliklerle yeniden giymiş olması. Ayrıca gerdanlığında kullanılan inci, altın, elmas ve turmalin de daha önce başka yerlerde kullanılmış olma özelliği taşıyor. Gecede sürdürülebilirliğe önem veren bir diğer isim de Galler Prensesi Catherine oldu.

Elbisesi Alexander McQueen, küpeleri Zara idi. 2019’da BAFTA töreninde giydiği elbisenin üzerinde bu yıl ufak değişiklikler yaptırarak yeniden giydi. Her fırsatta sürdürülebilirliği misyon edindiği seçimler yapması çok hoş bir tavır ancak 2019’daki görünümünün çok daha şık olduğu ortada. Hatta bu seneki için şıklığa en uzak hallerinden biri diyebilirim. Duyarlılık konusunda gerekli mesajı zaten tekrar giydiği elbisesiyle vermiş. Bir de bunun üstüne İspanyol perakende devi Zara’dan bir küpe seçmesi çok gereksiz olmuş.

360 TL değerindeki küpenin fazla büyük olması da kıyafetin tüm elegan havasını bozmuş.

MEST EDEN BİR İŞ BİRLİĞİ

Londra Moda Haftası kapsamında Sonbahar 2023 koleksiyonunu sunan Moncler modaseverlere “beklenmeyeni beklemelerini” söyledi ve dediğini yaptı. Moncler Genius’ı, Art of Genius isimli 10 bin kişinin katıldığı büyük bir davet ile sundu. 2018’de başlayan Moncler Genius projesi Moncler’in eşsiz mirasına ve değerlerine sıkı sıkıya bağlı ürünlerle her nesilden müşteriye hitap eden bir vizyon sunuyor. “Yok yok” diyeceğim bu projede en çarpıcı detay Mercedes Benz ile yeni başlayan iş birliği oldu.

Markanın meşhur G-Seri aracı yıldızlı fon kubbesi içinde adeta bir ay aracı gibi kusursuz şekilde sunuldu. Yapımı bir yıldan fazla zaman alan ve Mondo G ismi verilen bu araç moda evinin bir otomotiv sektörüyle yaptığı ilk iş birliğinin ürünü. Moncler şişme montların organik formlarıyla G-Serisi’nin güçlü geometrisi kusursuz bir şekilde entegre edilmiş. Böyle iş birliklerini görmek, heyecanımı kaçıran gereksiz akımların pazarlama kurbanı haline gelen projelerini unutmamı ve modaya olan iştahımın artmasını sağlıyor!

MODA DÜNYASINDA TAŞLAR YERİNDEN OYNADI

Dünyanın en lüks moda markalarının sahibi olan LVMH grubu her yıl, yetenekleri ve olağanüstü yaratıcılıkları nedeniyle seçilen genç moda tasarımcılarını LVMH Prize ile ödüllendiriyor.

Ödülün seçmen kurulu, LVMH’nin Paris merkezindeki showroom’unda tasarımlarını sunmaya gelen adaylar arasından 20 yarı finalist seçiyor. Bu yıl, yarı finalde geçtiğimiz sene Doha’da Fashion Trust Arabia ödülünü kazanmış Türk asıllı Fransız tasarımcı Burç Akyol da var. Ödülü kazanan tasarımcı, sahip olacağı prestijin yanı sıra ismini de çalışmalarını da daha geniş kitlelere duyurma imkanı kazanıyor.

TUTARSIZLIK…

LVMH bir yandan bu ödül aracılığıyla sektöre yeni yetenekler kazandırırken diğer yandan da amiral markalarından olan Louis Vuitton bünyesinde köklü bir değişikliğe gitti. Markanın erkek koleksiyonunun kreatif direktörlüğüne, moda tasarımı okumamış ama sayısız müzik ödülü kazanmış şarkıcı, söz yazarı, milyoner rap’çi Pharrel Williams’ı getirdi. İlginç bir tutarlılık (!) örneği olsa gerek.

Markanın yaptığı bu hamleyle moda tasarımı eğitimine ve mesleğine yıllarını vermiş, kendini bir gün böylesine köklü ve büyük bir markada önemli bir pozisyonda hayal eden nice yeteneğin yaşadığı hüsranı tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.

Herhangi bir moda eğitimi almamış, hatta okuduğu üniversiteyi müzik kariyerini seçtiği için bitirmemiş ama seçtiği yolda milyonerliğe ve başarıya çoktan ulaşmış Williams, sektörde tecrübesiz diyebileceğimiz bir isim olmamasına rağmen böylesine köklü bir moda evinin kreatif direktörlüğüne layık görülmesi moda dünyasının taşlarını yerinden oynattı.

Bu olaya bir nevi milat da diyebiliriz.

Bundan böyle her markanın popüler kültürün getirisinin cazibesine kapıldığını ve bu tarz hamleler yaptığını görebiliriz.

Mesela, yarın öbür gün Rihanna’yı da Dior kadın koleksiyonun başında görebiliriz.

Pharrell ilk koleksiyonunu önümüzdeki haziran ayında gerçekleşecek olan Paris Erkek Moda Haftası’nda sunacak.

BURBERRY DEFİLESİ BEKLENTİLERİ KARŞILADI MI?

Burberry Londra Moda Haftası kapsamında yeni Kreatif Direktörü Daniel Lee ile herkesin merakla beklediği koleksiyonunu sundu. Merakla beklediği diyorum çünkü Lee zamanında Bottega Veneta’nın ölü toprağını üzerinden atmış, markayı lüks segmentte devler ligine çıkarmış ve kendi adını da moda tarihine silinmeyecek harflerle yazdırmayı başarmış bir tasarımcı.

Lee’nin markaya geldiğinde ilk işi logoyu markanın köklerini onurlandıracak şekilde revize etmek oldu.

Marka Christopher Bailey yönetimindeyken 2015 yılında kaldırılan ve Latince’de ileri anlamına gelen ‘Prorsum’ terimi logoya geri kazandırdı.

GELENEKLERE ÖVGÜ

Koleksiyona gelecek olursam, Lee markanın köklerinden vazgeçmeden tasarladığı parçalarla, klasik logo ve monograma getirdiği modern yorumuyla koleksiyonu tamamen İngilizliğe adamış. Geleneksel Burberry DNA’sı ile günümüzün sokak modasını başarılı bir şekilde modernize ederek harmanlamış.

Benim şahsi düşünceme gelirsek; yüksek beklentiyi şimdilik karşılamadığı ama ilk koleksiyon olması açısından başarız demenin de büyük haksızlık olacağını düşünüyorum.

Sanırım hâlâ Christopher Bailey zamanındaki capcanlı, rengarenk, iddialı ve kadınsı Burberry’nin dirilmesi bekliyorum.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir